Öykü
SULTAN YAĞMURU


Yazan: murat, Tarih: 07-08-2010 10:54

Okunma Sayısı : 62

Beğenilme : 3

Liseyi birincilikle bitirmişti sultan. Zaten anne ve babasına söz vermişti ,okuyacaktı. Şimdi hedefi belliydi doktor olacaktı.Öyle bir hazırlandı ki sınava ilk 100 e girecek kadar başarılı olmuştu. Devlet hem burs vermiş hemde istediği yeri kazanmıştı. Aklında okumaktan başka bir şey yok tu sultanın zaten olamaz diyordu. Diğer arkadaşları gibi değil di O. Pek takılmazdı o gürültülü ortamlara ve ben boş işlerle uğraşamam diyor du hep soranlara.

Yorumlar (1) Bu şiir/yazıyı web sitenizde alıntılayın Favori Yazdır Arkadaşına gönder Devamını oku...
PDF
Son Güncelleme: Cumartesi, 07 Ağustos 2010 22:39
 
Martılar

Yazan: Oyhan Hasan Bıldırki, Tarih: 28-10-2009 19:32

Okunma Sayısı : 170

Beğenilme : 26

     Kaderlerinde biraz doluca yaşanacak bir aşk ve sonunda da büyük bir ıstırap vardı... Fakat bunu ne o, ne de ötekisi, deniz köpüğü kadar berrak, martı beyazlığındaki sevgilisi dahi bilmiyordu. Sadece alınyazısıydı bu, o kadar.

Bu Yazıyı ilk yorumlayan olun Bu şiir/yazıyı web sitenizde alıntılayın Favori Yazdır Arkadaşına gönder Devamını oku...
PDF
Son Güncelleme: Çarşamba, 28 Ekim 2009 19:53
 
RÜYA

Yazan: şeyma çavuş, Tarih: 13-07-2009 15:48

Okunma Sayısı : 248

Beğenilme : 35

 

 

                                 RÜYA

       Bir anda sıçrayarak uyandı genç adam. Hemen yanına, sağ tarafına baktı. Yoktu… Evet, elini savurdu boşluğa, yoktu… Sevdiği kadın gitmişti. Ansızın, gece yarısı, karanlığın derinliğine karışıp, hüznü ayrılığı arkasında bırakıp gitmişti.

Yorumlar (1) Bu şiir/yazıyı web sitenizde alıntılayın Favori Yazdır Arkadaşına gönder Devamını oku...
PDF
Son Güncelleme: Salı, 14 Temmuz 2009 20:26
 
Ahde Vefa

Yazan: Neslihan Karaduman, Tarih: 20-05-2009 14:58

Okunma Sayısı : 235

Beğenilme : 34


  Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki :-Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.
Yorumlar (3) Bu şiir/yazıyı web sitenizde alıntılayın Favori Yazdır Arkadaşına gönder Devamını oku...
PDF
Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Mayıs 2009 15:06
 
BABA YÜREĞİNİN FERYADI...( ÖYKÜ )

Yazan: Suat Tutak, Tarih: 06-03-2009 12:32

Okunma Sayısı : 224

Beğenilme : 32


Image


“ GİTTİ GÜVERCİNİM, UÇTU GİTTİ!...”

             O; az önce, oğlunun şehit olduğunu öğrenmişti...Fidan boylu, sülün gibi yiğit oğlu Şırnak’ta teröristlerle bu vatan için savaşırken, bir kahpe kurşuna yakalanmış, yaşamının en güzel çağında, Şehit olup bu toprağa düşmüştü...”Vatan sağ olsun...”demişlerdi.
            Şehit babası Mustafa; biliyordu ki, şehitlerin ardından ağlanmazdı. Metin olması gerekirdi...Gurur duymalı, mağrur olmalıydı. Fakat, içi yanıyordu. Bir de; yüreğine, söz geçirebilseydi!...İşte, onu başaramıyordu. Oğlunun şehit olduğunu duyduğu an içine bir ateş düşmüş, yüreğinin üstüne oturmuştu. Ne laftan anlıyor, ne de söz dinliyordu...yanıyor da, yanıyordu. Eriyen yüreğinin yangınını gözlerine getiriyor, oradan da sessizce, yanaklarına akıyordu. Daha sonra da; ne yaptığını bilmeden, yanına kim varırsa, hep aynı sözleri söylüyordu. “-GİTTİ GÜVERCİNİM, UÇTU GİTTİ!...”
            Şehit asker, Hakkı’nın cenazesi bekleniyordu. Baba ocağının; evinin içi, dışı dolup dolup taşıyordu. Duyan gelmiş, haber alan yetişmiş, boş kalan ana – baba kucağını doldurmaya, tutuşan yürekleri biraz olsun, ferahlandırmaya çalışıyorlardı...
            “-Ya Rabbi; bu nasıl bir yangındı ki, ne yapılsa sönmüyor, hiçbir şey kar etmiyordu!?...”  Yüreklerdeki alevler büyüyor, büyüyor, daha da çoğalıyordu. Tüm insanların boynu bükük, gözleri yaşlıydı. Tümü de, çaresizdi...Herkse bir köşede kahroluyor, kimilerinin acı gözyaşı içine akıyor, kimileri olduğu yerde, olanlara isyan ediyor, kimileri de yanaklarına uzanan sessiz yaşları gizleyerek, ellerinin tersiyle, parmaklarının uçlarıyla silmeye çalışıyorlardı. Zaman zaman bastırılamayan, isyan eden kesik hıçkırıklar, kulaklarda yankılıyordu...
            Şehit babası Mustafa’nın dudaklarında ise, hep aynı kelimeler inliyordu : “-Gitti güvercinim, uçtu gitti!...”
            11 Nisan 1999 Pazar günü; Şırnak’ta bir terörist çatışmasında, Şehit olan Hakkı’nın naşı, baba ocağına, ana kucağına Albayrak’a sarılı olarak getirildi... O gün; kentin Merkez camisi olan, KOCACAMİ’DEN( İLYAS BEY) öğlen namazından sonra bir törenle, büyük bir halk katılımıyla kaldırıldı...Cenaze töreninde; yer, yerinden oynadı...O güne kadar eşi, benzeri az görülen bir kalabalığın katılmasıyla, namazı kılınıp Türk Bayrağına sarılı naşı, eller üstünde taşınıp, tekbir sesleri, ona sahip çıkan halkın “Şehitler ölmez, Vatan bölünmez...” feryatlarıyla, şehrin Asri Mezarlığına götürülüp, kabrine teslim edildi.
            Şehit Hakkı; bu milletin ilk Şehidi değildi...Son Şehidi de olmayacaktı. Türk Milleti’nin otuz beş bini bulan, on beş yıllık terör savaşında, toprağa verdiği şehitlerinden yalnızca, bir tanesiydi.... Ama; tüm Türk insanının tek yürek olduğu, bir sevgi yumağını oluşturduğu, bir evladıydı.
            Şimdi; o Asri Mezarlığın, onlara ayrılan bir köşesinde, kendisi gibi Şehit arkadaşlarıyla, yan yana olan Şehit Hakkı, başlarının üstünde sonsuza dek dalgalanacak olan, Türk Bayrağının gölgesinde, esen rüzgarların kendilerine, bir ninni gibi okuduğu şu şiiri dinleyerek, nöbetlerine devam ediyorlar...Ruhları şad olsun.

  Suat TUTAK - SÖKE
 


Bu Yazıyı ilk yorumlayan olun Bu şiir/yazıyı web sitenizde alıntılayın Favori Yazdır Arkadaşına gönder Devamını oku...
PDF
Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Mart 2009 00:34
 
Diğer Makaleler...
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 2
           Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarlarına ve/veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.